| |
Öncelikle vesvesenin mahiyetini bilmemiz gerekiyor. İnsanın damarlarında bile dolaşmasına müsaade edilen şeytan, insana en akıl almaz yerlerden bile vesveseler vererek, onu yaptığı ibadetlerden alıkoymaya, kalbine şüpheler düşürmeye, ve insanı Allah (c.c.)' ın huzurundan kaçırmaya çalışır. Vesvese hakkında Bediüzzaman Said Nursi Hz , vesveseye önem verdikçe devamının geleceğini, önemsenmediği taktirde de kesileceğini söylemiştir. Kalbe gelen en çirkin vesveselerin bile şeytandan olduğunu belirten Bediüzzaman, gelen vesveselerin bize ait olmadığının kalbimizin teessüfünden (üzüntüsünden) belli olduğunu, bu nedenle vesveseleri büyütmenin gereksizliğini vurgulamıştır. Biraz açacak olursak, örneğin namaza durdunuz ve az önce hiçbir şey yokken şimdi şeytan kalbinize vesveseler vermeye başladı. Secdeye vardınız ve şeytan tekrar çirkin bir vesvese verdi, siz de zannettiniz ki; Eyvah, şu benim aklıma gelen şeylere bak. Hem de Allah'ın huzurunda secdeye varmışken. İşte vesveseye tamam ya da devam noktası tam burasıdır. Farkındaysanız bu çirkin vesveselerden sonra kalbinizi bir üzüntü bulutu sardı. Neden? Eğer o vesvese ve düşünce size ait olsa idi üzülür müydünüz? Aklınızdan Rabbinize karşı edepsizlikte bulunduğunuzu geçirir miydiniz? Elbette hayır. Bu da gösteriyor ki; hiç önemli değil, çünkü bu vesveseler size ait değil. Peki o zaman nerden geldi bu düşünceler? Buna cevap ise şudur ki; Bu çirkin düşünceler elbette Allah'ın huzurundan kovulan şeytandandır. Bunu bilmek bile vesveselerin kesilmesini sağlar. Vesveseye aldırmama konusunda Şakik-i Belhi şöyle demiştir; "Şu iki haslet şeytanı çok kızdırır! Şeytanın vesveselerine aldırmamak ve Allah (c.c.) ın zatı hakkında tefekkürü terketmek."
SORULAR VE CEVAPLARI
SORU: Kalbimize çeşitli düşünceler geliyor. Bunlar nereden geliyor? Hangisinin iyi, hangisinin kötü olduğunu nasıl bileceğiz?
CEVAP: Kalbe gelen fikirler: İlhâm, nasihat, vesvese, hevâ ve igfâl'dır. İlhâm, melekten; nasihat, sâlih müslümanlardan; vesvese, şeytandan; hevâ ise, insana kendi nefsinden gelir. İgfâl ise, kötü arkadaşın telkin ettiği düşüncedir.
Bunların birbirinden farkı nasıl bilinir?
Hadis-i şerifte, (Melekten gelen ilhâm, İslamiyete uygun olur. Şeytandan gelen vesvese, İslamiyetten ayrılmaya sebep olur) buyuruldu. O halde vesveseyi ilhâmdan ayırmak için dinin emrini iyi bilmek lâzımdır. Gayrı müslimlerden peynir, sucuk gibi gıda alırken, (bunların içine necis madde koymuşlardır) düşüncesi gelirse, hemen dinin bu husustaki hükmü hatırlanır. Dinimiz almanın caiz olduğunu bildiriyorsa alınır. Bu düşüncenin şeytandan olduğu anlaşılır. Vesveseye uyulmazsa, şeytan bundan vazgeçip başka vesvese verir. Nefsimizden gelen düşünce ise, devamlıdır. İnsan ölünceye kadar devam eder.
SORU: Namaz kılarken veya dua okurken aklıma kötü şeyler geliyor. La havle çekiyorum, kelime-i şehadet getiriyorum. Küfre düşerim korkusu beni çok etkiliyor ve üzülüyorum. Benim bu durumum normal mi?
CEVAP: Namaz kılarken dünya düşüncesi gelir. İhlas çoğaldıkça düşünce de azalır. Küfür düşünceler gelmesi de kötü sayılmaz. (La havle..) ve (Estağfirullah) söylemek çok kıymetli ve önemlidir. Çok faydaları vardır.
SORU: "Cennet Cehennem var mıdır? Allahı kim yarattı" gibi vesveseler içimi kemiriyor. Bunlardan nasıl kurtulabilirim?
CEVAP: İmam-ı Gazâli hazretleri buyurdu ki:
Her insana musallat olan en az bir şeytan vardır. Şeytanın vereceği vesveselerden korunmaya çalışmalıdır!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kanın damarlarda dolaştığı gibi, şeytan da, insanın vücudunda dolaşır. Açlıkla [az yemekle, oruç tutmakla] onun yollarını daraltın!) [Buhâri]
Vesvese, dua ederek, zikrederek azalır ve yok olur. Bunun için, bilhassa günah işleme meyli olduğu zaman, hemen Allahı hatırlamaya, onu anmaya çalışmalı, istiğfâr, salevât ve dua okuyarak şeytanı uzaklaştırmaya çalışmalıdır! Günahlara tövbe etmelidir!
Hadis-i şerifte, (Şeytan, kırk yaşını geçtiği halde, tövbe etmeyen için, "Bu artık kolay iflâh olmaz" der) buyuruldu.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İnsan, yolculukta devesini zayıflatabildiği gibi, mümin de şeytanını zayıflatabilir.)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kalbe gelen kötü şey söylenmedikçe ve buna uygun hareket edilmedikçe affolur.)
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Şeytan, vücuda girerek, "seni kim yarattı" diye sorar. O kişi "Allah yarattı" dediği zaman, "O'nu kim yarattı" diye vesvese verir. Böyle bir vesveseyle karşılaşan kimse, "Ben Allah ve Resulüne iman ettim" desin!)
İbadetle meşgul olup, fıkıh bilgilerini öğrenmeye çalışan kimseye, Allahı, dirilmeyi, Cenneti ve Cehennemi inkâr etmek gibi düşünceler gelmesi, onun imansız olduğunu göstermez. Aksine onun imanlı olduğunu gösterir. Meyveli ağaç taşlandığı gibi, şeytan da imanlı olanlara saldırır.
Hadis-i şerifte, böyle vesveselerin imandan olduğu bildirilmiş, (Vesvese imanın tâ kendisidir) buyurulmuştur.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Eshâb-ı kirâmdan birkaçı, kötü düşüncelerden, vesveselerden şikâyet edince, Resul aleyhisselam bunlara,
(Bu vesveseler, imanın olgun olmasındandır) buyurmuştu.
Kötü vesveselerin gelmesine sebep imanın kâmil olmasıdır. Böyle vesveseler birçok kimsede olabilir. İmanım gitti diye şüpheye düşmemelidir! Böyle düşüncelere önem vermemelidir! Her zaman Allahü teâlâyı anmaya çalışmalıdır!
SORU: Şeytan daha çok hangi yolla insanı kandırmaya çalışır?
CEVAP: Şeytan çeşitli yollarla vesvese vermeye çalışır.
Hikmet ehli bir zât diyor ki: Şeytanın, bilhassa şu on yolla vesvese verdiğini görüp, ona göre tedbir aldım:
1- Tul-i emel: Zevk ve safâ sürmek için çok yaşamayı istemektir. Nerede, ne zaman öleceğimi bilmiyorum. Âniden de ölebilirim diyerek, şu âyet-i kerimeyi hatırladım:
(Hiç kimse, nerede öleceğini bilmez.) [Lokman 34]
Sonra şu hadis-i şerifi de düşündüm:
(Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya işi, ona ölümü unutturmasın!) [İ. Ebiddünya] ve böylece şeytanın verdiği vesveseden kurtuldum.
2- Nefse uymak: Her nimetin çetin bir hesâbının olduğunu ve aşağıdaki âyet-i kerimeleri düşünüp, nefsime uymadım: (Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. [Kötü neticeyi] yakında görecekler!) [Hicr 3]
(Nefslerinin arzularını ilâh edinenleri görmedin mi?) [Câsiye 23]
3- Ucb: Yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmektir. İnsan, kendini beğenince, kendini başkalarından üstün görebilir. Bu üstün görme işi de kibirdir. Ucubdan kibir doğar. Kibir, kendini başkasından üstün göstermek, ucub ise, kendini başkasından üstün bilmektir. Hiç kimsenin bulunmadığı yerde insan ucub sâhibi olabilir, fakat kibirli olamaz. Çünkü insan, kimse olmasa da kendini ve işini beğenebilir. Fakat kimse olmadığı için kendini büyük gösteremez, kibirlenemez. Ucbeden, kendini herkesten üstün bilir, günahlarını hatırlamaz. İbadetine şükretmez. Şükre ihtiyâç olmadığını zanneder. Allahü teâlânın kendine ihsân ettiği ibadet etme nimetini kendinden bilir, kabiliyeti ile övünür. İlmi ile ucbeder, yani ilmini beğenir, kimseye bir şey sormaz, nasihat dinlemez. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Üç şey felâkete götürür: Cimrilik, nefse uymak, ucbetmek.) [Beyheki] Ucbun zıddı minnet'tir. Minnet, nimete, kendi çalışmasıyla kavuşmadığını, Allahü teâlânın lütfu ve ihsânı olduğunu düşünmektir. Böyle düşünmek ucb tehlikesi olduğu zaman farz olur. Şu âyet-i kerimeyi hatırladım:
(Onlardan kimi bedbaht, kimi mesuttur.) [Hud 105]
ve mesut olacağımı bilmediğime göre niye ucbedeyim dedim ve ucbdan kurtuldum.
4- Kibir: (Kalbinde zerre kadar kibir olan, Cennete giremez) hadis-i şerifi ile aşağıdaki âyet-i kerimeleri düşünerek kibretmekten sakındım.
(Allah, kibredenleri sevmez.) [Nahl 23]
(Allah katında en keremliniz, en çok takvâ ehli olanınızdır.) [Hucurât 13]
Aşağıdaki hadis-i şerifi de düşünerek tevazu sahibi olmaya çalıştım:
(Allahü teâlâ, tevâzu üzere olmamı emreyledi. Hiç kimseye kibirlenmeyin!) [E.Davud]
5- Müslümanlara saygısızlık: Şu âyet-i kerimeyi hatırladım:
(Asıl şeref, ancak Allahın, Peygamberinin ve müminlerindir.) [Münâfikun 8]
ve müslümanlara hürmet ettim.
6- Hased: Aşağıdaki âyet-i kerimeyi düşünerek kimsenin malına göz dikmedim:
(Biz, onların dünya hayatındaki maişetlerini aralarında taksim ettik.) [Zuhruf 32]
7- Riyâ: Aşağıdaki âyet-i kerimeyi düşünüp ihlâsa sarılıp riyâdan kurtuldum:
(Rabbine kavuşmayı dileyen, sâlih amel işlesin. İbadette O'na hiçbir şeyi ortak koşmasın.) [Kehf 110]
8- Cimrilik,
9- Tamah,
10- Hırs: Tamah, mal toplama, biriktirme hırsıdır. Cimrilik ise, harcanması gereken yerde para harcamaktan kaçınmaktır. Önce şu hadis-i şerifi düşündüm:
(Cömertlik iman sağlamlığından ileri gelir. İmanı sağlam olan Cehenneme girmez. Cimrilik, [imandaki] şüpheden ileri gelir, böyle kimse de Cennete giremez.)
Sonra şu âyet-i kerimeleri düşünüp Allaha güvendim ve insanlardan ümidimi kestim:
(Sizin yanınızdakiler tükenir. Allah katındakiler bâkidir.) [Nahl 96]
(Kim Allahtan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsân eder. Ummadığı yerden rızkını verir.) [Talâk 2-3] (Her canlının rızkı Allahın üzerinedir.) [Hud 6]
|